10/5/2008 - gidiyorum...

bütün sıyahları giyindim üzerime
gidiyorum... sana ait ne varsa hepsini bitirdim günbatımlarında gidiyorum... yüreğim yaralı tükenmişliğin ayazında gidiyorum... alışacağım yalnızlığa alışabildiğim kadarıyla gidiyorum...
hilyem
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/5/2008 - annem...

üşüyorum anne
nasıl özledim seni bir bilsen
küçük kızın büyüdü anne
gel görki yapayalnız
ağlamak istiyorum anne
susmamak istiyorum
bu gece
yoruldum anne
yaşamın ikiyüzlülüğünden
yalancılığından ihanetlerinden
yoruldum
yorgunum anne
sessiz çığlıklarda
boğuluyorum yine
hilyem
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/5/2008 - Dün Canım Olanlar...

Dün canım olan
Yarın düşmanım olmaz benim!
Yaşananların hatrı hep saklı kalır,
hatırları hep sorulur,selamları hep alınır!
Sildiklerim vardır birde. . .
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır!
Adları anılmaz,hatırları sorulmaz,
sadece beddualarımdır!
Vicdanla birlikte
"şeref" ararım ben sevdiklerimde. . .
Herzaman doğru değildir elbet seçimlerim,
zaman gelir ********LERI de severim...
ARASBEY
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/5/2008 - özledim babam

herkes uykuda ben seninle konuşuyorum senin sırtın diye soğuk duvalara yaslanıyorum sana dokunamadım baba kokunu içime çekemedim hiç sana seni sevdiğimi söyliyemedim ama bak gecenin bu saatinde avazım çıktığı kadar bağarıyorum seni seviyorum seni seviyorum ve çok özledim baba yüzü sesi olmayan birini özleyebilirmi insan ? ben seni çok özledim baba ve öyle bir özlemki bu hiç bir tesellisi yok inan
hilyem
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2008 - anladım...

Yıllar önce bir gamzem vardı sağ yanağımda şimdi artık olmayan… Mutluluk hayalinin peşinden koşarken; nerede, ne zaman düşürüp kaybettiğimi bilmediğim. Çoktandır hissediyordum yokluğunu ama kendiliğinden açar diye bekliyordum. Açmadı!!! Bulurum umuduyla geldiğim yollardan geri dönüp aramak istedim. Sevdiklerimi çağırdım yardıma, belki benim göremediğim yerlere bakar, onlar görür diyerek. Kimse gelmedi. Tutmadı kimse elimi!! Onlarla yürürken düşürdüğüm gamzemi hiç kimse aramadı benimle… Yine yalnız yürüdüm o yollarda,tıpkı dün’de olduğu gibi. Tek başıma ararken kaybettiğim gamzemi, onun yerine bir yürek buldum; Çiğnenip, basılıp, bir kenara atılmış.. Üzerine kazınmış isimlerden tanıdım, benim yüreğimdi. Kocamandı!!! Yıllardır içinde taşıdığı sevgiler kadar büyümüştü. Aldım elime… Çok ağırdı!!! Baktım içine nedir bunca ağırlığı yapan diye. Can(m) kırıklıklarıyla doluydu. Hüzün, acı, hayal kırıklığı, Yüreğimi tekrar kafesine yerleştirmek istedim, sığmadı!!! Bulduğum yere koyup, arkama bakmadan koşup uzaklaşmak istedim. Bırakamadım… Yüreksiz yaşamayı göze alamadım. Şimdi!!! Ellerimde; kesiklerinden ince ince kan sızan, can(m) kırıkları dolu bir yürekle kalakalmış durumdayım yol ortasına. Ne o kesiklerden akan kanı durdurmak için koşan, ne de içindekileri boşaltıp, bana gamzemi geri verecek yürek var.. Hayat bu olsa gerek!! Yaşadıkça sevmek, sevdikçe yaralanmak, yaralandıkça kanamak, kanadıkçaa.. İnsanlara güvenini, yaşama coşkunu, umutlarını, gülüşlerini, gamzelerini, kaybetmek… Kaybettikçe!! Her şeyin kocaman bir hayal ve yalan olduğunu anlamak… Anladıkça!! Bu dünyada yalnız, yapayalnız olduğun gerçeğini kabul etmek. Hayat bu işte!!! Gamzelerini ve daha birçok şeyini birlikte yürürken kaybettiklerin, ne seninle kaybettiklerini arama, ne de yaralarını sarma zahmetine katlanmıyor. Sen kendin arayıp bulacaksın kaybettiklerini ve sen kendin iyileştireceksin yaralarını.. Hayatı öğrendim!! Benim gerçek sandıklarımdan oluşan kocaman bir yalanmış. Gerçekler ise insanın içini yakacak kadar yamanmış. ANLADIM!!!!
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/5/2008 - üşüyorum

Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü… Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen saçlarımı okşasan bir annenin nasırlı elleriyle kızının saçlarını okşadığı gibi ve ben içimdeki zehiri nehir misali akıtsam ne güzel olurdu sevgili. Ama yoksun işte ve ben bunların hepsi bir hayalden öteye gidemiyor, ne acı değil mi? Dostlarım, bugüne dek hayatıma giren tüm sevenlerim, değer verdikçe canımı alan sevdiklerimin yokluğu kadar gerçek yokluğun…
telif bilinmiyor
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/5/2008 - yoksun

Yüreğime dokunma sakın
Nasıl bir hüznün içindeyim,
Anlayamazsın..
Yüreğim deki tüm ışıklar söndü bir bir,
Dudaklarıma,
Senden son kalan
Hüzün nameleri düşüyor..
Şimdi tüm sessizlikleri susturup
Susmayan yüreğimin isyanlarını dinliyorum..
Bilemezsin..
Sensiz kaç med-cezirler yaşadı yüreğim..
Yoksun ya artık
Hazan mevsimine döndü gözlerim..
Yağmurlar yağıyor şimdilerde
Umud dolu düşlerimin üstüne..
Her yeni bir güne
Tek tek soluyor düşlerim..
Dönüşü yokmuş bu mevsimsiz gitmenin
Yüreğim hala sana med-cezir..
Senki;
Gidişinle yüreğimden senli aşkının
Bu son sayfasını da bitir!
Bitir..
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/5/2008 - susuyorum hüzünlerimin karşısında...

Hüzünler... Düşüncelerimin en ağır yolculuğu onlar..
"Hep hakim olurlar bedenime,yüreğimin en can alıcı noktasına yerleşirler.. Zarar verirler düşlerime,umularında bile olmaz..Sadece sıcak nefesini solurlar yüzüme bencilce.."
Hüzünler... Linç ediyor yüreğimi konuştukça.. Konuştukça,düşlerim karanlıkta yüzer usulca...
Susacaksın... Yutkunacaksın... Ama konuşmayacaksın…
"Seni ve beni düşlerin ipine asıyorum..Düş’üp kırılacaksa eğer,bu uğurda kırılıp parçalansın her şey … Şunu bil artık..Konuşamıyorum hüznümün karşısında..Gözlerimde maziye çalan yaşlar birikti. .Bu nem yavaş yavaş çürütüyor seni ve beni.."
Sana bir kelime daha sunamıyorum.. Boğazıma ilmek ilmek dokunan hep aynı his,aynı hüznün siması ve aynı hüznün bitik yüzü.. Bırak artık.. Bırak ki! Hüznün girdabında esir kalsın yüreğim ..
Suskunluğumu kusmak istiyorum .. Haykırırcasına bir suskunluk içimdeki.. Bağırdıkça ses çıkmıyor,ses çıkmadıkça bağırıyorum.. Gözlerimden birkaç damla daha düşüyor.. Düşüyor... Düştükçe ölüyor.. Cesetleri ise hala sıcak koynumda.. Baksana.. Dokunsana.. Yeter artık,yeter...! Konuşsana...!
alıntı
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/4/2008 - ZOR'U YOK ETMEYE İNAT!!!

Islatmıyor artık yağmurlar kurak yerlerimi, Ve rüzgarlar erişemiyor çaresizliğimin derinlerine. Uçsuz bucaksız, sessiz sedasız gecelerde, İsyanlarım vuruyor tavana ezan vakitlerinde. Günahların, yalanların, yanlışların adı var yürüdüğüm sokak taşlarında… Her köşe başında kuruttuğum bir damla gözyaşım, Her saat katranında, bir anlık acım gizli. Süpürülüp gitmiş yoklukların ardından, Her an var olacak bir şeyleri bekleyen, Bir umudu yükleyip taşıyan, Kırık, ezik, sevda yorgunu, Bir yürek var içimde yaşayan… Sokaklar sessiz! Saat üç beş yedi… Ne önemi var? Gözlerim saatlerin refakatçisi. Paylaşırım geceyle, Yokluğu ve ellerimin arasından, yüreğimden kayıp gidenleri. Sessiz sessiz oluk olur yanaklarım, Süzülen gözyaşlarıma. İmkanlar imkansız, çareler çaresiz kalıverir bir dilin uçunda… Sabretmek, tonlarca yükü; Beyninde, yüreğinde ve omuzlarında taşımak gibi. Zor’u yok etmeye inat sabretmek gibi
*** Gözde Köksal
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/4/2008 - Hüzün Kokar Rıhtımlar, Yalnızlık Kokar

Bir dost ararsın, elini uzatırsın elin havada kalır... Gözlerin tavanda, sözlerin ağzında çaresiz kalır... Uzun ince bir ah gibi, bir sızı gelip saplanır kalbinin tam orta yerine burgulu bıçak gibi...
Ne kadar sevgi varsa kanar içinde işte o zaman, ne kadar özlem varsa yanar... Oturup ağlamak istersin şöyle doya doya ama akmaz bir damla yaş gözlerinde... Yüreğinin ağladığını hissedersin o an, yüreğinle beraber geçmişin de ağlar içinde... Ömrünce hep kırılırsın, kanarsın, durduramazsın kanamayı...
Kırgın, kızgın, yorgun, bir o kadar da yaralısın... “Hayat ki, hakkını hep başkalarına vermiştir ama yinede haklı çıkan hep başkaları olmuştur”.
Ey der susarsın, susar yürürsün yüreğinin yollarına sererek hıçkırıklarını, yağmur yağmur tomurcuklara yağar gözyaşların. İçindeki kör karanlık patikalarda yolunu bulmaya çalışırsın ama nafile, kaderindeki hoyrat rüzgarlar bir yandan bir yana savurur incinen ince ruhundaki incinmişlikleri...
“Ey gecelerinde kahrolduğum hayat, sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir, artık bu yerlere sığamıyorum” dersin. Gökyüzünde katar katar turnalar göçüp gider sılana, turnalar gider sen kalırsın. Uyku tutmaz geceleri, yitik düşlerinin gölgesine sığınınırsın, gölgeler gider sen kalırsın. Bilirsin ki, göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa...
Hüznün yırtık gömlek gibi durur sırtında, kırılgan bakışlarında hüzün sızar aynalara her gece. Ne kimselere anlatacak bir öykün var, mutlulukla başlayan. Ne de bir sevinç, gözlerinde bahar yeşili umutlar taşıyan.
Suların ötesinde bir çiçek büker boynunu her akşam. Adı gül, kokusu gül, rengi gül, gözyaşı gül, iki gözü iki çeşme. Mutsuz avuntusuz ve suskun.
Kar yangını bir gecedir zaman artık, kahrolası ıssıs sokaklarda... Akşam şehire her gelişinde, hüzünle gelir. Acılarını alıp gitmez... Kanadı kırılmış yavru bir kuş gibi sığınacak bir dal ararsın...
Ve sessizce solursun bir hazan yaprağı gibi. Önünde çocukluğun geçer, ilk gençliğin geçer yıl yıl. Gömülürsün karanlığın en derin dehlizlerine... Hüzün kokar rıhtımlar, yalnızlık kokar. Yalnızlık ölüm kokar... Bazen karanlıkta kalır tükenir nefesin...
Alıntıdır
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
hayatıma giren bütün dostlarım kalbimin en müstesna köşesinde saklı UNUTMADIM kaybolmuş geçmişlerden geliyorum
Kategoriler
bebek resimlerimdua ufkuhayattan notlarhikayeilahiozlu sozlerresimlerimsevgisiirsiirlerimyasamyüreğimden dökulenler
Arkadaşlarım
adihasret24 atyarisialtili pacelladan gifdunyasi kulkedisisendromu morbeyaz1 evrimyalani birbulut bitmemistango handus siirzevki alternatifblog GRAFIKDUNYASI benimkendidunyam secretinlove yaban19 Mansur milenkam okyonusmelegi bbettull umudayolcular musateker mutasavvimiz horseracing musab46 Cengizakalin asudemm afyonlumurat36 bendesaklisin sonbaharyesili meleksoylu zeynaa
|