TÜRKİYE CANIM FEDA

sevgi ve dostluk - Blogcu




sevgi ve dostluk

6/11/2009 - sessiz çığlıklarım...

Kategori: siirlerim







saatimi çıkardım...
kalbimin sesinde yankılanıyor dakikalar...
koyu bi sessizlik gibi
daha koyusu sensizlik gibi..
yalnız bile değildim
sana kadar
bilmez
bilemezdim.....sandığım yalnızlıkmış
oysa
şimdi
yalnızlık
yalnızlıkmış....

yokluğun tekliyor kalbimde
utancım
bedenimle çarpışıyor
ne
direnmek istiyorum
ne teslim olmak
canım
anlamlı
yada
anlamsız
seni
istiyor..........




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/9/2009 - Hazan Kokulum ………..

Kategori: siir

hazan-olum



















Bir eylül ağlıyor bugün anılarımın üstüne
Ben suskun
Ağaçlar kırgın
Sararmış yapraklarını döküyor avuçlarıma
Bir başka sarıyor yokluğun
Bir başka vuruyor geceler eylül sancılarında

Buğday başağı saçların çağlayanlar gibi dökülüyor
Yüreğimin dipsiz kuyularına
Bir deniz olur gözyaşlarım
Saçların engin bir kumsal
Çarparsın yüreğimin duvarlarına
Her vuruş dudaklarımdan bir ah koparır

Hayalin dolanır boynuma
Nedeni niçini sormadan
İdam ettirir beni senli bir yalnızlığa.

Betim benzim uçmuş
Eylül rengiyim
Bir ağrıki düğümlenmiş yüreğime
Yaşadıkça içim acıyor
Yokluğun üşütüyor bedenimi
Eylülüm ağlıyor saçlarım ıslanıyor
Şimşekler çakıyor... ben seni bekliyorum
Yarısı aklımda yarısı yok
Bir şarkı dolanıyor adınla pelesenk dudaklarıma
Eylülde gel diyor ıssız sokaklara
Yüreğim yanıyor ıssız kuytularda

Bedenim sızlıyor
Şimdi
Yalnızım binlerce insan arasında
Senden fersahlarca uzakta
Her sabah olduğu gibi
Bir hazan sabahına daha sensiz uyanıyorum
Yatağım soğuk bedenim buz kesmiş
Eylülü yaşıyorum sensiz sabahlarda
Seni istiyorum çığlıklarımı boğuyorum yastığıma

Tavana takılır gözlerim
Hayalin gelip oturur kirpiklerimin ucuna
İdam eder beni sorgusuz sualsiz

Hazanın sarı yaprakları
Ayaklarıma düşüyor
Cansız bedenim gibi
Seriliyor yerlere
Yokluğunu içiyorum yudum yudum
seni yokluğunla seviyorum


Senden bana sadece ıslak kaldırımlar ve anılarım kaldı
Kurutup asıyorum anıları evimin her köşesine
Senli yüreğimi çıkarıp asıyorum geceye
Belki gelirde anlından öpersin diye.

Kokun halen aklımda
Hiç unutmadım ki unutamadım
Seni getirir bana esen rüzgârlar
Rüzgarları
Bedenime sarıyorum seni sarar gibi
Kadehime biraz hazan,
biraz hüzün birazda sen dolduruyorum
Eylülün gözyaşlarının şerefine kaldırıyorum

Hazan kokulum gel artık bak bu eylülde geçti
Gel ister eylülde ister acımasız zahmeride
Yüreğimi yüreğine
Ellerimi ellerine
Üşüyen bedenimi bedenine sar
Bir parça kar serp yüreğimin ortasına
Yürek yangınımı söndür yeter



safiye çakır



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2009 - Ben Sustum Sen Anlat Dünyaya Acılarımı

Kategori: nuri can




Uzun saçlı ateşlerde yandı hayallerim
hangi dala tutunsam yapraklar üşüyor
sonbahara düşüyor gölgem
devrilmiş ağaçlar gibi duruyor boynum ey hayat
tutunduğum dallar kırık
çıktığım yollar tutulmuş
ne yana dönsem deli rüzgar sarhoşluğu
ne yana dönsem uçurum boşluğu
bütün mevsimler sonbahar
bütün ayrılıklar kar
mazide kaldı gülücükler
gülüşler yetim şimdi
hayaller yıkık
düşler yetim
gelme ey yar
ey sevdalı mevsimlerin ipek saçlı kızı
Gülbahar
gelme
kurudu yoluna diktiğim bütün fidanlar

Ben uzak dağbaşlarında ürpererek açan papatyayım
her koklayış bir sancı, her dokunuş bin acı
hasret bulutları gözlerimin içinde duman duman
sis olup ağıyorum uçurumlara her gece
ayazlara, fırtınalara sarılıyorum
yaprak yaprak savruluyorum sokaklara
kirpiklerimde saklasam da ayrılıkları
bıçak olup yüreğime saplanıyor her damla...

Her gece yıldızlarla dertleşiyorum
rüzgarlara anlatıyorum seni sevdiğimi
sulara, ırmaklara, anlatıyorum özlemlerimi
kirpiklerimden süzülen damlalar sızlatır yüreğimi
oturup ağlarım nisan yağmurları gibi...
gelme ey yar
ey yaralı mevsimlerin yağmur saçlı kızı
Gülbahar
gelme
çürüdü içimde beslediğim nazlı gelincikler

söyle ey rüzgarın sesi uçurumlar saklarmı yaraları
dallar da ağlar mı sonbaharda
yaprak yaprak düşüyorum hayattan işte
çözülmüşüm, dağılmışım, üşüyorum
ne yana dönsem sonbahar
ne yana dönsem uçurum yaraları
şimdi başımda kar
dalımda rüzgar
gelme ey yar
ey sevdalı mevsimlerin yalnız kızı
Gülbahar
gelme
silindi adına yazdığım bütün şiirler

Dört yanım riya
dört yanım ihanet
her gün bir kahpelik vurur sırtımdan beni
bu yüzden dinmiyor kanaması kalbimin

Susmak kırgınlıksa
susuyorum işte ey hayat
bir dağbaşı ıssızlığı gibi susuyorum
kırılgan bakışlarında bir yetimin,
suskunluğum akıyor yaralı denizlere
gelme ey yar
ey karlı dağların, ey uzak limanların yalnız kızı
Gülbahar
gelme
kimse söylemiyor artık,
unutuldu adına bestelediğim bütün şarkılar, türküler

Gelirsen hüzünlerime gel, özlemlerime gel
al sinene sar beni
kirlenmemiş bir sevginin kundağına sar
acılarımı acılarına kat

ben sustum sen anlat dünyaya acılarımı...



www.nuricann.com

 

Nuri Can

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/8/2009 - Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka

Kategori: nuri can



Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka


Yüzümüzü sulara bıraktık
hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara
sardıkça yangınlar içimizi
yoksul bir yaşamın cenderesinde
yaralarımız üşüdü...
Önce miydi, sonra mıydı,
kar mıydı?
yağmur muydu?
bilemedik?
üşüdükçe içimize çöktü sis...

Hep sancısını çektik kahreden hayatın
ne giysek yakışmıyor hüzünden başka
eğilip bakmaya korktuğumuz,
sahipsiz mezarlara döndü içimiz.
her akşam tanımadığımız bir hicran
görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı...

Kalbimizi bir vefasız,
ömrümüzü bir hayırsız aldı
hayatın çıkmazında hep teselli aradık
buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah! Can?
kime ne verebiliriz ki,
gönül mü?
ömür mü?
can mı?
mal mı?
yok, yok yüreğimizden başka servetimiz

Her baktığımız göz yuttu gönlümüzü
hançerini sapladı her tuttuğumuz el
hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor.
nereye gidebiliriz ki ah! Can,
yüreğimizden başka
sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde,
kahretsin...

Çıktığımız her yolculukta
düştüğümüz her kalabalıkta
ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz
yetim bir ruh, nemli gözlerle
her gece sarılıp bir hayale,
yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza...

kırgındık mevsimlerin koynunda, yaralıydık
acılarla yattık, acılarla kalktık,
bir ömür acılara acılar kattık
kurudu gözpınarlarımız,
karanlığı siper edip gözlerimize
yüreğimizle ağladık.

Kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi
kayıp mezarlara gömdük,
yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri
ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına anılarımızı
ardında el açıp aşka ve acıya ağladık...

Hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi,
gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk...
gökyüzünü doldurup soluğumuza
isyanımızı kilometrelere zincirleyip
kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi...

Gidenler dönmedi ah! Can
solgun bir güz bahçesi renginde,
boynu bükülü gelincikler gibi kaldık
yaralı uçurumları birer birer koşarak
boş yere yollara baktık, türküler yaktık
kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık.

Yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir
nehir nehir acılar damlıyor bedenimize
önümüzde dağ dağ uçurumlar
ardımızda ölümün ayak sesleri
nasılda acıyor hayatımız ahh! Can

Gurbet ki, kahreden yanımız
acılara gömdüğümüz isyanımız
derdimizi kime nasıl anlatırız,
kimimiz var ki,
lime lime yüreğimiz,
ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka…

Hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı
gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize...
buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! Can?
kime ne anlatabiliriz ki,
ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....


Nuri CAN


.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/8/2009 -

Kategori: siir



Bana doğrultulan,
En güzel silahtı gözlerin.
Zaten onlarla başlamadı mı
Bana olan seferin?
Talan ettin gecelerimi,
Uykularım tedirgin.

Bedenimin başkentini
Canımın taa içini
Zavallı yüreğimi,
Bir bakışla fethettin.
Başka nerem kaldı ki
Bayrağını dikeceğin?

Ellerimin,
Ellerinde titrediğini
Sende hissetin.
Artık sevin!
Sana yenildim.

Emin AKDUMAN




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/7/2009 - Ve Anladım...



Ve anladım;
İsyanın, bir suskunluk mührüdür aslında.
Üzerime
Ölümü örten gecelerin ayazından anladım.

Bildim;
Bildim ve sustum.
Şahitliğimin
Kırılan bir kalemin
Vebali olmasından korkarak.

Ve üşüdüm;
Varlığının aslında
Yokluğundan ağır olduğunu anladığım anda.


(II)

Yıllar sonra;

Sensizlik sokağından yine döndüm köşeyi.
Bir cigara sardım kendime,

Tütününe hasret kattım;
Bir tutam kırık düşle sıkıladım geçmişi.

Çektim dumanını ciğerimin en kuytu köşesine;
Kalanını sensizliğin ufkuna saldım.



Aralık`2008 Aydın...

 

Aylin Başdemir

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/7/2009 - Affet...

Kategori: siir






Farzet ki,
Görmedim hiç yüzünü
Kapılmadım saçlarının rüzgarına
Gözlerim oynaşmadı gözlerinde
Yokluğun ağlatmadı asla…


Farzet ki,
Lacivert değildi akşamlar birlikte
Geceler öksüz de değildi sensiz
Kokunu aramadım yastıklarda...


Ve farzet ki,
Ben seni hiç tanımadım
Tanımadım asla.

Affet...

 


Nevin Sayılır Koçoğlu


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/6/2009 - Faili Meçhul Sevmek

Kategori: siir
karanlığın ucunda sevişmesiydi
deli yüreğin,
sevdi dedi,
sustu.../



Soyundum tüm ben kostümlerimi
Çıkarıp attım sahte maskelerimi
Tozlu yollarımı akıttım üzerimden
duruldum...
Sana akıyordum, duruydum



Haritadan sildim tüm şehir adlarını
Yıktım tüm sınırlarını ülkelerin
Sokak başı kaldırım şiirlerini de
vurdum...
Zamanı da durdurdum!



Hasretin harını giyip de tenimize
nasıl da sevişir olmuştuk,
kilometrelerin haberi olmadan
sessizce....
Zuhursuz şavkımı vurdun!



Kaç zemheriyi koynuma aldım
tesellisiz hamili yalnızlığıma,
Kökünden kopan geceleri taşıdın
adım, adım
Umarsız aşkın suskun sabahına



İdam hükmüyle asıldı bir zaman
Cuntacı ihtilal ilan-ı aşkım
Yargısız infazlarda anıldı adım
adınla...
Kördüm! İnfazımı görmedim!



Sekizinci sayfa haberlerine düştü
küçük puntolar halinde;
//Bilinmeyen bir nedenle
sabaha karşı hunharca katledilen
faiili mechul sevmek...// diye



İnanma/yın faili mechullüm/e
İnanma/yın düzmece haberlere
hani senin için atıyordu ya
yüreğim!
bak durdurdum kendi ellerimle!

~√;~√;~√;~√;~ - - - - - - - -



oysa ki ;
/kozasında saklıydı
bu deli yüreğim,
sevdi/m dedi/m,
sustu/ruldu/m.../




Şadan Cerit
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/6/2009 - adımız sevda...

Kategori: siir

Adımız Sevda...

Bizim adımız sevda
Gönlümüzün aşı
suyu ve kanı! ..
Bir nefes inerken gırtlaklarımıza
yutkunduğumuz hayattır bu dava.
Kuş gibi hafif sevdalar
bizlere mutluluk getirmez.
Biz seveceksek;
Adam gibi sonuna kadar
mahşere kadar severiz...

Ağaçların yerine
yüreğimize kazıdığımız,
Ekmek niyetine
suya bandığımız
bir dava bu
bu davanın adı sevda...

Bizim adımız sevda
Biz, resimleri cüzdanımıza değil
kalbimize çizeriz.
Sevdalımızın gözlerini
gözlerimize dikeriz...
 

Yusuf Ziya Leblebici

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/5/2009 -

Kategori: siir









Yakılan bir hıdrellez ateşinin
Üstünden atladığım an ki dileğim,

Ve

Aynı gece bir gül dalına masumca bağladığım
Üç beş parça kırmızı çaput kadar umuttun bende.

Benliğinse;

Yedi karınca yuvasından
Yedi dua ile toplayıp
Bereket olması adına sakladığım
Bir avuç toprak kadar saftı zihnimde…

Anlamalıydın;

Çocukluğuma dair en geleneksel ayinlerde bile
Sen vardın.

Büyüdük,

Büyürken cemre önce havaya düşer diye öğretilmişti
Acıyı henüz tatmamış arı düşüncelerimize,
Önce gönüle düştüğünü,
Yaşadık,
Gördük.

Şimdilerdeyse;

Zemheri kesiği dudaklarımızdan
Kan sızıyor…

Bir düş nasıl çizilemiyorsa
Duvarlara,

O kan, kızılcık şerbeti olmuyor…

 

Aylin Başdemir

 

 

 



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

haykırabilseydim dünyaya sizi seviyorum diye. duysun tüm dünya duysun diye cümle alem haykıracaktım.... ama sesimi vurdular uzun menzilli silahlarla. şimdi yanlızca sessizliğime haykırabiliyorum sessiz dünyamda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

kulkedisisendromu
mansur
musateker
afyonlumurat36
grafikdunyasi
gifdunyasi
evrimyalani
musab46
bitmemistango
handus
bbettull
yaban19
alternatifblog
siirzevki
secretinlove
milenkam
pacelladan
horseracing
umudayolcular
adihasret24
mutasavvimiz
benimkendidunyam
atyarisialtili
bendesaklisin
cengizakalin
birbulut
Backgrounds From FreeGlitters.Com
cursor