6/11/2009 - sessiz çığlıklarım...

saatimi çıkardım... kalbimin sesinde yankılanıyor dakikalar... koyu bi sessizlik gibi daha koyusu sensizlik gibi.. yalnız bile değildim sana kadar bilmez bilemezdim.....sandığım yalnızlıkmış oysa şimdi yalnızlık yalnızlıkmış....
yokluğun tekliyor kalbimde utancım bedenimle çarpışıyor ne direnmek istiyorum ne teslim olmak canım anlamlı yada anlamsız seni istiyor..........
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/9/2009 - Hazan Kokulum ………..

Bir eylül ağlıyor bugün anılarımın üstüne Ben suskun Ağaçlar kırgın Sararmış yapraklarını döküyor avuçlarıma Bir başka sarıyor yokluğun Bir başka vuruyor geceler eylül sancılarında
Buğday başağı saçların çağlayanlar gibi dökülüyor Yüreğimin dipsiz kuyularına Bir deniz olur gözyaşlarım Saçların engin bir kumsal Çarparsın yüreğimin duvarlarına Her vuruş dudaklarımdan bir ah koparır
Hayalin dolanır boynuma Nedeni niçini sormadan İdam ettirir beni senli bir yalnızlığa.
Betim benzim uçmuş Eylül rengiyim Bir ağrıki düğümlenmiş yüreğime Yaşadıkça içim acıyor Yokluğun üşütüyor bedenimi Eylülüm ağlıyor saçlarım ıslanıyor Şimşekler çakıyor... ben seni bekliyorum Yarısı aklımda yarısı yok Bir şarkı dolanıyor adınla pelesenk dudaklarıma Eylülde gel diyor ıssız sokaklara Yüreğim yanıyor ıssız kuytularda
Bedenim sızlıyor Şimdi Yalnızım binlerce insan arasında Senden fersahlarca uzakta Her sabah olduğu gibi Bir hazan sabahına daha sensiz uyanıyorum Yatağım soğuk bedenim buz kesmiş Eylülü yaşıyorum sensiz sabahlarda Seni istiyorum çığlıklarımı boğuyorum yastığıma
Tavana takılır gözlerim Hayalin gelip oturur kirpiklerimin ucuna İdam eder beni sorgusuz sualsiz
Hazanın sarı yaprakları Ayaklarıma düşüyor Cansız bedenim gibi Seriliyor yerlere Yokluğunu içiyorum yudum yudum seni yokluğunla seviyorum
Senden bana sadece ıslak kaldırımlar ve anılarım kaldı Kurutup asıyorum anıları evimin her köşesine Senli yüreğimi çıkarıp asıyorum geceye Belki gelirde anlından öpersin diye.
Kokun halen aklımda Hiç unutmadım ki unutamadım Seni getirir bana esen rüzgârlar Rüzgarları Bedenime sarıyorum seni sarar gibi Kadehime biraz hazan, biraz hüzün birazda sen dolduruyorum Eylülün gözyaşlarının şerefine kaldırıyorum
Hazan kokulum gel artık bak bu eylülde geçti Gel ister eylülde ister acımasız zahmeride Yüreğimi yüreğine Ellerimi ellerine Üşüyen bedenimi bedenine sar Bir parça kar serp yüreğimin ortasına Yürek yangınımı söndür yeter
safiye çakır
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/9/2009 - Ben Sustum Sen Anlat Dünyaya Acılarımı

Uzun saçlı ateşlerde yandı hayallerim hangi dala tutunsam yapraklar üşüyor sonbahara düşüyor gölgem devrilmiş ağaçlar gibi duruyor boynum ey hayat tutunduğum dallar kırık çıktığım yollar tutulmuş ne yana dönsem deli rüzgar sarhoşluğu ne yana dönsem uçurum boşluğu bütün mevsimler sonbahar bütün ayrılıklar kar mazide kaldı gülücükler gülüşler yetim şimdi hayaller yıkık düşler yetim gelme ey yar ey sevdalı mevsimlerin ipek saçlı kızı Gülbahar gelme kurudu yoluna diktiğim bütün fidanlar
Ben uzak dağbaşlarında ürpererek açan papatyayım her koklayış bir sancı, her dokunuş bin acı hasret bulutları gözlerimin içinde duman duman sis olup ağıyorum uçurumlara her gece ayazlara, fırtınalara sarılıyorum yaprak yaprak savruluyorum sokaklara kirpiklerimde saklasam da ayrılıkları bıçak olup yüreğime saplanıyor her damla...
Her gece yıldızlarla dertleşiyorum rüzgarlara anlatıyorum seni sevdiğimi sulara, ırmaklara, anlatıyorum özlemlerimi kirpiklerimden süzülen damlalar sızlatır yüreğimi oturup ağlarım nisan yağmurları gibi... gelme ey yar ey yaralı mevsimlerin yağmur saçlı kızı Gülbahar gelme çürüdü içimde beslediğim nazlı gelincikler
söyle ey rüzgarın sesi uçurumlar saklarmı yaraları dallar da ağlar mı sonbaharda yaprak yaprak düşüyorum hayattan işte çözülmüşüm, dağılmışım, üşüyorum ne yana dönsem sonbahar ne yana dönsem uçurum yaraları şimdi başımda kar dalımda rüzgar gelme ey yar ey sevdalı mevsimlerin yalnız kızı Gülbahar gelme silindi adına yazdığım bütün şiirler
Dört yanım riya dört yanım ihanet her gün bir kahpelik vurur sırtımdan beni bu yüzden dinmiyor kanaması kalbimin
Susmak kırgınlıksa susuyorum işte ey hayat bir dağbaşı ıssızlığı gibi susuyorum kırılgan bakışlarında bir yetimin, suskunluğum akıyor yaralı denizlere gelme ey yar ey karlı dağların, ey uzak limanların yalnız kızı Gülbahar gelme kimse söylemiyor artık, unutuldu adına bestelediğim bütün şarkılar, türküler
Gelirsen hüzünlerime gel, özlemlerime gel al sinene sar beni kirlenmemiş bir sevginin kundağına sar acılarımı acılarına kat
ben sustum sen anlat dünyaya acılarımı...
www.nuricann.com | | Nuri Can | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/8/2009 - Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka

Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka
Yüzümüzü sulara bıraktık hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara sardıkça yangınlar içimizi yoksul bir yaşamın cenderesinde yaralarımız üşüdü... Önce miydi, sonra mıydı, kar mıydı? yağmur muydu? bilemedik? üşüdükçe içimize çöktü sis...
Hep sancısını çektik kahreden hayatın ne giysek yakışmıyor hüzünden başka eğilip bakmaya korktuğumuz, sahipsiz mezarlara döndü içimiz. her akşam tanımadığımız bir hicran görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı...
Kalbimizi bir vefasız, ömrümüzü bir hayırsız aldı hayatın çıkmazında hep teselli aradık buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah! Can? kime ne verebiliriz ki, gönül mü? ömür mü? can mı? mal mı? yok, yok yüreğimizden başka servetimiz
Her baktığımız göz yuttu gönlümüzü hançerini sapladı her tuttuğumuz el hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor. nereye gidebiliriz ki ah! Can, yüreğimizden başka sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde, kahretsin...
Çıktığımız her yolculukta düştüğümüz her kalabalıkta ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz yetim bir ruh, nemli gözlerle her gece sarılıp bir hayale, yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza...
kırgındık mevsimlerin koynunda, yaralıydık acılarla yattık, acılarla kalktık, bir ömür acılara acılar kattık kurudu gözpınarlarımız, karanlığı siper edip gözlerimize yüreğimizle ağladık.
Kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi kayıp mezarlara gömdük, yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına anılarımızı ardında el açıp aşka ve acıya ağladık...
Hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi, gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk... gökyüzünü doldurup soluğumuza isyanımızı kilometrelere zincirleyip kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi...
Gidenler dönmedi ah! Can solgun bir güz bahçesi renginde, boynu bükülü gelincikler gibi kaldık yaralı uçurumları birer birer koşarak boş yere yollara baktık, türküler yaktık kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık.
Yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir nehir nehir acılar damlıyor bedenimize önümüzde dağ dağ uçurumlar ardımızda ölümün ayak sesleri nasılda acıyor hayatımız ahh! Can
Gurbet ki, kahreden yanımız acılara gömdüğümüz isyanımız derdimizi kime nasıl anlatırız, kimimiz var ki, lime lime yüreğimiz, ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka…
Hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize... buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! Can? kime ne anlatabiliriz ki, ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....
Nuri CAN
.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/8/2009 -

Bana doğrultulan, En güzel silahtı gözlerin. Zaten onlarla başlamadı mı Bana olan seferin? Talan ettin gecelerimi, Uykularım tedirgin.
Bedenimin başkentini Canımın taa içini Zavallı yüreğimi, Bir bakışla fethettin. Başka nerem kaldı ki Bayrağını dikeceğin?
Ellerimin, Ellerinde titrediğini Sende hissetin. Artık sevin! Sana yenildim.
Emin AKDUMAN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/7/2009 - Ve Anladım...

Ve anladım; İsyanın, bir suskunluk mührüdür aslında. Üzerime Ölümü örten gecelerin ayazından anladım.
Bildim; Bildim ve sustum. Şahitliğimin Kırılan bir kalemin Vebali olmasından korkarak.
Ve üşüdüm; Varlığının aslında Yokluğundan ağır olduğunu anladığım anda.
(II)
Yıllar sonra;
Sensizlik sokağından yine döndüm köşeyi. Bir cigara sardım kendime,
Tütününe hasret kattım; Bir tutam kırık düşle sıkıladım geçmişi.
Çektim dumanını ciğerimin en kuytu köşesine; Kalanını sensizliğin ufkuna saldım.
Aralık`2008 Aydın... | | Aylin Başdemir | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/7/2009 - Affet...

Farzet ki, Görmedim hiç yüzünü Kapılmadım saçlarının rüzgarına Gözlerim oynaşmadı gözlerinde Yokluğun ağlatmadı asla…
Farzet ki, Lacivert değildi akşamlar birlikte Geceler öksüz de değildi sensiz Kokunu aramadım yastıklarda...
Ve farzet ki, Ben seni hiç tanımadım Tanımadım asla.
Affet... |
|
Nevin Sayılır Koçoğlu
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/6/2009 - Faili Meçhul Sevmek
karanlığın ucunda sevişmesiydi deli yüreğin, sevdi dedi, sustu.../
Soyundum tüm ben kostümlerimi Çıkarıp attım sahte maskelerimi Tozlu yollarımı akıttım üzerimden duruldum... Sana akıyordum, duruydum
Haritadan sildim tüm şehir adlarını Yıktım tüm sınırlarını ülkelerin Sokak başı kaldırım şiirlerini de vurdum... Zamanı da durdurdum!
Hasretin harını giyip de tenimize nasıl da sevişir olmuştuk, kilometrelerin haberi olmadan sessizce.... Zuhursuz şavkımı vurdun!
Kaç zemheriyi koynuma aldım tesellisiz hamili yalnızlığıma, Kökünden kopan geceleri taşıdın adım, adım Umarsız aşkın suskun sabahına
İdam hükmüyle asıldı bir zaman Cuntacı ihtilal ilan-ı aşkım Yargısız infazlarda anıldı adım adınla... Kördüm! İnfazımı görmedim!
Sekizinci sayfa haberlerine düştü küçük puntolar halinde; //Bilinmeyen bir nedenle sabaha karşı hunharca katledilen faiili mechul sevmek...// diye
İnanma/yın faili mechullüm/e İnanma/yın düzmece haberlere hani senin için atıyordu ya yüreğim! bak durdurdum kendi ellerimle!
~√;~√;~√;~√;~ - - - - - - - -
oysa ki ; /kozasında saklıydı bu deli yüreğim, sevdi/m dedi/m, sustu/ruldu/m.../
Şadan Cerit
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/6/2009 - adımız sevda...
Adımız Sevda... Bizim adımız sevda Gönlümüzün aşı suyu ve kanı! .. Bir nefes inerken gırtlaklarımıza yutkunduğumuz hayattır bu dava. Kuş gibi hafif sevdalar bizlere mutluluk getirmez. Biz seveceksek; Adam gibi sonuna kadar mahşere kadar severiz...
Ağaçların yerine yüreğimize kazıdığımız, Ekmek niyetine suya bandığımız bir dava bu bu davanın adı sevda...
Bizim adımız sevda Biz, resimleri cüzdanımıza değil kalbimize çizeriz. Sevdalımızın gözlerini gözlerimize dikeriz... | | | Yusuf Ziya Leblebici | | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/5/2009 -

Yakılan bir hıdrellez ateşinin Üstünden atladığım an ki dileğim,
Ve
Aynı gece bir gül dalına masumca bağladığım Üç beş parça kırmızı çaput kadar umuttun bende.
Benliğinse;
Yedi karınca yuvasından Yedi dua ile toplayıp Bereket olması adına sakladığım Bir avuç toprak kadar saftı zihnimde…
Anlamalıydın;
Çocukluğuma dair en geleneksel ayinlerde bile Sen vardın.
Büyüdük,
Büyürken cemre önce havaya düşer diye öğretilmişti Acıyı henüz tatmamış arı düşüncelerimize, Önce gönüle düştüğünü, Yaşadık, Gördük.
Şimdilerdeyse;
Zemheri kesiği dudaklarımızdan Kan sızıyor…
Bir düş nasıl çizilemiyorsa Duvarlara,
O kan, kızılcık şerbeti olmuyor…
| | Aylin Başdemir | |
| | | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
haykırabilseydim dünyaya
sizi seviyorum diye.
duysun tüm dünya
duysun diye cümle alem
haykıracaktım....
ama sesimi vurdular
uzun menzilli silahlarla.
şimdi yanlızca
sessizliğime haykırabiliyorum
sessiz dünyamda
Kategoriler
Arkadaşlarım
kulkedisisendromu mansur musateker afyonlumurat36 grafikdunyasi gifdunyasi evrimyalani musab46 bitmemistango handus bbettull yaban19 alternatifblog siirzevki secretinlove milenkam pacelladan horseracing umudayolcular adihasret24 mutasavvimiz benimkendidunyam atyarisialtili bendesaklisin cengizakalin birbulut
|